HEKİM GİRİŞİ

Epilepsi Tedavisi

Epilepsi, uzun süreli tedavi ve takip gerektiren, yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyen sürekli (kronik) bir hastalıktır. Ancak, doğru tedaviyle nöbetler hastaların büyük bir kısmında kontrol altına alınır ve hasta normal yaşantısını sürdürebilir. Bu nedenle, nöbetlerin önlenmesi ve tedavisi çok önemlidir.

Epilepsi esas olarak antiepileptik ilaçlarla (AEİ), yani epilepsi nöbetlerini önleyici ilaçlarla tedavi edilir. Ancak, bu ilaçlar altta yatan nedeni ortadan kaldırmaz; sadece kullanıldıkları sürece nöbet sıklığını azalttıkları ya da ortadan kaldırdıkları bilinmektedir. Epilepsi tedavisine başlamadan önce, nöbet tipi, beklenen nöbetlerin doğal seyri ve tekrarlama riskinin belirlenmesi çok önemlidir. İlaç tedavisine dirençli olan epilepsi ile yaşayan kişilerde, hastanın her türlü durumunun ve nöbet özelliklerinin uygun olması durumunda, etkilenen beyin alanında cerrahi tedavi uygulanabilir. İlaç tedavisi bir nöroloji uzmanı (nörolog) tarafından, cerrahi tedavi ise beyin cerrahı (nöroşirürjiyen) tarafından uygulanır.

İLAÇ TEDAVİSİ

Antiepileptik ilaç tedavisi her hastada istenildiği kadar başarılı olmayabilir. Başarısızlığın en sık nedeni hastanın tedaviye uyumsuzluğudur. Tedaviye uyumsuzluk; hastanın ilacını önerildiği şekilde kullanmaması ya da kendi kafasına göre dozlarını atlaması, tedavi sırasında gece aynı saatlerde yatıp yeterli uyumaması, fazla alkol alması, epilepsi eşiğini düşüren ilaçları bilmeden kullanması, nöbeti tetikleyebilecek olan stres faktörlerinden uzak durmaması gibi etkenlerden oluşur. Doğru ilaçların uygun dozda kullanımı her 5 hastadan 4’ünde nöbetleri durdurabilir.

 

Hangi ilaç?

Hekim epilepsi teşhisini koyduktan sonra, hastanın özelliklerine göre nöbetleri kontrol altına alacağını düşündüğü ilacı seçecek, tedaviye en düşük dozda başlayacak ve dozu kademeli olarak artırarak tedavinizi sürdürecektir. Hekiminiz bu süreçte sizi düzenli kontrollere çağıracak, gerektiğinde kan örneği alarak ilacınızın kanınızdaki düzeyini kontrol ederek, vücudunuzda nöbetleri kontrol altına almaya yetecek kadar ilacın bulunup bulunmadığını anlayacaktır.

Tedavide başarılı bir sonuca ulaşılıncaya kadar sizi tedavi eden hekimle sıkı irtibat halinde olmanız gerekir. Aşağıdaki durumlarda, sizi tedavi eden hekimin önerilerini mutlaka almalısınız.

  • Nöbet aralıklarının kısalması ve daha fazla nöbet geçirmek;
  • Herhangi bir nedenle ilaç almamak (örn. mide ağrısı).
  • Başka bir sağlık sorununa bağlı olarak tedaviyi düzenli ve önerildiği şekilde sürdürememek.
  • Hamile kalmak ya da daha doğrusu çocuk sahibi olmayı planlamak.

İlaçlarınızı hekiminizin önerdiği şekilde düzenli olarak kullanmalısınız. İlaçların düzensiz alınması veya ilaca ara verilmesi, bu ilaçların nöbetler üzerine sağladığı olumlu etkiyi ortadan kaldırır. Nöbet koması denen arka arkaya durdurulamayan nöbetler (status epileptkus) ortaya çıkabilir.

Yan Etkiler

Her ilacın yararının yanı sıra yan etkileri de vardır. Antiepileptik ilaçlarla bazı kişilerde herhangi bir yan etki görülmezken, bazı kişilerde fazla yan etki oluşabilir. Hiç nöbet geçirmiyorsunuz ve antiepileptik ilacın yan etkisi olmasa bile yılda bir kere doktorunuza gidip kan tetkiklerinizi tekrarlatırmanız uygun olur. Böylece ilacın zarar verici sizin farketmeyeceğiniz yan etkilerini engellemiş olursunuz.

Erken dönemde ortaya çıkan yan etkiler

Her ilacın yan etkisi vardır. Antiepileptik ilaçlar da bazı yan etkiler yapar. İlaçların yan etkilerinin önemli bir kısmı, vücudun ilaca alışmasıyla geçer. Epilepsi tedavisinde kullanılan ilaçların en sık rastlanan yan etkileri uyku hali, baş dönmesi ve dengesizliktir. Bu yan etkiler genellikle tedavinin başlangıcında ortaya çıkar ve birkaç hafta içinde geçmesi beklenir. Yan etkilerin uzun sürmesi ya da hafiflememesi durumunda sizi tedavi eden hekimi aramanız gerekir.
Genel olarak ilaç tedavisinde sıkça rastlanan bir yan etki de, bazı ilaçlara karşı gelişen alerjidir. Alerjik kişilerin, alerjinin bir belirtisi olan basit bir deri döküntüsünde bile hekimi araması gerekir. Hekiminiz, eğer gerekli görürse ilacınızı değiştirecektir. Alerji yan etkisi ihmal edilmeye gelmez, hemen hekime haber verilmelidir.

Geç dönemde ortaya çıkan yan etkiler

Başta daha eski ilaçlar olmak üzere bazı antiepileptik ilaçlar uzun süre kullanıldığında hafıza ve bir işe yoğunlaşma sorunlarına (konsantrasyon bozukluğu), çocuklarda aşırı hareketliliğe, diş etlerinde büyümeye, sivilcelere ve kilo artışına neden olabilir. Böyle durumlarda hekim yine ilacınızı değiştirebilir. Ancak, sık ve ağır nöbetler geçiren kişilerde ilacın nöbetleri başarıyla kontrol altına alması durumunda, bir miktar yan etkiye razı olmak gerekebilir.

İlaç tedavisini sona erdirme

Hiç kimse sürekli ilaç almak istemez, ancak sağlıklı olabilmek için bazen bir süre ilaç kullanmak gerekebilir. Nöbetler durduktan sonra epilepsi sendromuna göre değişmekle birlikte erişkinlerde 4-5 yılda çocuklarda 2-3 yıl sonrasında epilepsi ilaçları doktor kontrolünde yavaş yavaş kesilmeye başlanır. Bu kesme programı kesinlikle doktor kontrolünde ve özellikle nöroloji uzmanı tarafından yapılmalıdır. Ancak bazı durumlarda epilepsi ilaçlarının kesimi daha ileri tarihe ertelenebilir veya çok az bir hasta grubunda hiç ilaç kesimi yapılamayabilir. En doğru yaklaşım, genel olarak ilacı kesme kriterlerinden ziyade, her hastaya özel koşulları değerlendirerek hareket etmektir. İlaç kesildikten sonra ilk bir yıl içinde, özellikle de ilk 3 ayda nöbet riski yüksektir. İlacınızın kesilmesinin nöbet riskinin sıfırlandığı anlamına gelmediğini bilmelisiniz.

 

CERRAHİ TEDAVİ

Epilepsisi olanların yaklaşık yüzde 25-30’unda uygun antiepileptik ilaçlar kullanılıyor olmasına rağmen nöbetler kontrol altına alınamayabilir. Bu tip hastalarda “ilaç tedavisine dirençli epilepsi” vardır. Bu durumda, hastanın ve hastalığının tüm özellikleri uygunsa, ameliyat yani cerrahi tedavi düşünülebilir.

Cerrahi tedavi için gelen bir hasta mutlaka ameliyat olacak demek değildir. Hastaların önce haftalar süren bir takım incelemelerden geçmesi ve uygulanacak cerrahi yöntemin tartışılması gerekir. Ameliyatla tedavi için uygun olup olmadığına ve eğer uygun değilse başka tedavi planlarının gerekip gerekmediğine karar verilebilir.

Cerrahi tedaviye karar vermeden önce, hastanın nöbetlerinin tıbbi tedaviye dirençli olduğunun kanıtlanması gerekir. Öncelikle, en az 2 ilacı tek tek (monoterapi) ve beraber (politerapi) uygun doz ve sürede kullanmış ve hala ayda birden fazla nöbet geçiriyorsa, bu hastanın tedaviye dirençli kabul edilmesi gereklidir. Ancak, bundan sonra cerrahi tedavi düşünülebilir.
Nöbetlerinin nedeninin beyinde tümör, damarsal anormallik gibi yapısal bozukluğa bağlı olduğu hastalarda, cerrahi tedaviye daha erken karar verilebilir. Bu hastalar genellikle ilaca dirençli olurlar ve cerrahi tedaviden yararlanma şansları yüksektir.

Tedavide ameliyat seçeneği düşünülen hastalarda, ilk etapta yapılan incelemeler, hastanın nöbet öyküsünü, fizik ve nörolojik muayeneleri, radyolojik görüntüleme, nöropsikolojik testler, psikiyatrik muayenesi ve uzun süreli video/EEG takibinden ibarettir. Bu incelemelerin en önemlisi, saçlı deriye elektrot yerleştirilerek yapılan uzun süreli video/EEG takibidir. EEG takibinde hasta yatırılır ve tipik nöbetlerinden en az 2 nöbet gözlemleninceye kadar kesintisiz devam ettirilir. Nöbet öncesi ve nöbet sırasında hastanın görüntüsü ve eş zamanlı EEG’si kaydedilir. Nöbetlerini görmek amacıyla hastanın ilaçları azaltılır veya tamamen kesilir. Uyku ve uyanıklık sırasında nöbet öncesi ve nöbet sırasındaki EEG değişiklikleri defalarca incelenerek nöbetin nereden başladığı araştırılır. Bu incelemelerin sonucu olarak tüm testler birbiriyle uyumluysa ve nöbetin başlangıç yeri tek bir alansa ve bu alan ameliyatla çıkartıldığında hastada önemli bir beyin fonksiyonu kaybına neden olmayacaksa, ameliyata karar verilir.

Multidisipliner olarak nöroloji uzmanı, beyin cerrahı, radyolog, psikiyatrist, nöropsikologların katılımı ile yapılan toplantıda hastanın cerrahiye uygunluğu tartışılmalıdır. Ancak bazen bulguların birbiri ile uyumsuz çıkması (nöbet başlangıç kısmı sağ beyin bölgesini gösterirken, kranyal MR veya nöropsikoloji testleri farklı tarafı işaret ediyorsa), ileri inceleme yöntemleri (invazif monitorizasyon, iktal SPECT vb) yapılması gerektirebilir. Ayrıca, ameliyat ile çıkarılması düşünülen bölge konuşma, görme ve kol – bacak hareketimizi sağlayan bölgelere yakın ise ameliyat sırasında veya ameliyat dışında hastaya bu bölgelerin, çıkarılacak bölgeye uzaklığının testlerinin yapılması çok önemlidir (fonksiyonel kortikal haritalama). Beynin çıkarılacak bölgesinin yaşam için önemli olan bu bölgelere uzaklığına göre ameliyat planlaması gerekir. İkinci cerrahi tedavi yönteminde ise, nöbete sebep olan elektriksel yükün yayılma yolları kesilerek yayılım önlenir. Bu yönteme fonksiyonel cerrahi ya da paliyatif cerrahi denir. Paliyatif ameliyatların amacı, nöbetlerin mümkün olduğunca hafifletilmesi, yani sıklık ve şiddetinin mümkün olduğunca azaltılmasıdır. Beyindeki bir alanın ameliyatla tamamen çıkartılması anlamına gelen rezektif epilepsi cerrahisi, “birincil yaygın epilepsi” şeklinde tanımlanan ve beyinde epilepsi nöbetlerine sebep olan belirli bir alanın bulunmadığı, bazılarının ailesel geçişli olduğu gösterilen epilepsilerde ve çocukluk döneminde görülen iyi huylu kısmi başlangıçlı nöbetlerle seyreden epilepsilerde kesinlikle uygulanmaz. Ayrıca, hastanın ilerleyici bir hastalığının bulunması, epilepsi cerrahisinin yararlarını sınırlandırabilir. Ciddi bir tıbbi sorunu olan hastalarda, epilepsi cerrahisinin yarar ve zararları değerlendirilerek karar verilir.

Zekâ düzeyi düşük (IQ<70) veya psikiyatrik hastalığı olanlarda, ameliyat eski inanışların tersine yapılabilir ve yapılan çalışmalarla hastaların ameliyatlardan çok yararlandığı gözlemlenmiştir.
Ameliyatın başarısı hasta seçimine, epilepsi tipine, epilepsi odağının yerine ve cerrahi öncesi yapılan araştırmalara bağlıdır. Hasta ameliyattan sonra da 1-2 yıl ilaç kullanır. Hasta bu süre sonunda nöbet geçirmiyorsa, ilaçlar yavaş yavaş azaltılarak kesilir.

Epilepsi odağını oluşturan durum EEG’deki kanıtı ile birlikte bir damar kusuru, iyi huylu bir tümör veya bir yapı bozukluğuysa cerrahi tedavinin başarısı oldukça yüksektir. Ancak, kranyal görüntülemesi normal ise cerrahinin beynin şakak kısımlarından (yani temporal loblardan) başlayan nöbetlerde, beynin ön kısımlarından (frontal) veya arka kısımlarından (oksipital) başlayan nöbetlere göre başarılı olacağı bilinmelidir.

Vagus sinirinin uyarılması

Uzun süredir kullanılan ve halk arasında pil tedavisi olarak bilinen vagus sinirinin uyarılması da bir çeşit fonksiyonel bir cerrahi yöntemidir. Bu yöntemde, boyunun sol tarafında bulunan ve vagus adı verilen bir sinir yoluyla beyine elektrik akımı gönderilir. Küçük bir cerrahi işlemle vagus sinirine elektrot bağlanır ve pil göğüs kafesinin sol tarafında cilt altına yerleştirilir. Pil otomatik çalışır ve beyine yapılan programa göre çok kısa aralıklarla çok küçük elektrik akımları yollar. Ayrıca, hasta istediği zaman özel bir mıknatısı pilin üzerine tutarak fazladan uyarım yapabilir. Uygulanması kolay bir yöntem olup, diğer fonksiyonel cerrahilerde olduğu gibi nöbetleri kontrol altına almak amacıyla uygulanır.

Epilepsi'yi Tanıyalım
EPİLEPSİ VE ÇOCUK

Çocuğunuzun nöbet geçirdiği sıradaki görünüşü sizin yoğun bir endişe ve kaygı durumuna girmenize neden olabilir, ancak çocuğunuzun sağlığı için sakin kalabilmek çok önemlidir, böylece doktorunuza ne olup bittiğini tam olarak tanımlayabilirsiniz.

DEVAMI
EPİLEPSİ VE KADIN

Dünya’da her 100 kişiden birini, Türkiye’de ise yaklaşık 750 bin kişinin hayatını olumsuz etkileyen epilepsi hastalığı, hormonlarla etkileşime bağlı olarak bu hastalığa sahip kadınlarda çoğu zaman cevapsız soru işaretlerine, eksik ya da yanlış uygulamalara neden olabilmektedir.

DEVAMI
EPİLEPSİ VE İLKYARDIM

Bir kişi yanınızda nöbet geçirdiğinde neler yapmalısınız?

DEVAMI